Kosta Rika: Saf Yasamin Kiyisinda / by Burak Dogansoysal

Yürüyüş parkurlarını gösteren haritayı elime aldığımda ister istemez yüzümde bir gülümseme beliriyor. Orta Afrika’nın yağmur ormanlarında defalarca yüksek irtifada yürüdüğüm ve çoğu zaman yoğun bitki örtüsü yüzünden kendi parkurumu oluşturmak zorunda kaldığım için Kosta Rika’da işimin kolay olduğunu düşünüyorum. Ülkenin nerdeyse yarısı koruma alanı ve araştırmalarıma göre rezervler ve milli parklar son derece bakımlı. Monteverde Bulut Ormanı Rezervi’ndeki parkurların en uzunu iki kilometre, yükseklik kazancı ise sadece 100 metre. Ne kadar zor olabilir ki?

Yaklaşık 1550 metre irtifada yer alan rezerv toplam 10,500 hektar alan kaplıyor ve bir çok farklı habitatı kapsayan altı farklı ekolojik bölgesi var. Tropik ve yarı-tropik kuşakta yer alan dağlık alanlar bu bölgelerdeki atmosferik koşullar yüzünden sürekli yoğun nem barındıran bulut örtüsü ile kaplı. Bu yüzden dünya ormanlarının %1’ini oluşturan bu özel ve nadir bitki örtüsüne bulut ormanı (cloud forest) deniyor.

Tropik ve yarı-tropik kuşakta yer alan dağlık alanlar bu bölgelerdeki atmosferik koşullar yüzünden sürekli yoğun nem barındıran bulut örtüsü ile kaplı. Bu bölgedeki ormanlara da bu yüzden “bulut ormanı” deniyor.

Orman sınırından içeri girdiğim anda yanıldığımı hemen anlıyorum. Patikalar boyunca bitki örtüsü temizlenmiş olabilir, ancak içeride nefes almak bile başlı başına bir dert. Günlerdir yağmur yağmamış olmasına rağmen ormanın içi nemli ve tüm bitkiler sırılsıklam. Boğucu sıcakta yürümeye çalışırken gökyüzünün görünmesini engelleyecek kadar yoğun ağaçların yapraklarından üzerime sürekli su damlıyor. Belli ki güneş ışınları onlarca yıldır ormanın içine ulaşamıyor. İçerisi karanlık, zemin tamamen çamur ve taşların yüzeyi yosunla, ağaçların gövdesi likenle kaplı.

Güneşin ulaşamadığı bu topraklarda buharlaşma çok az gerçekleşiyor. Nemin sürekli içeride hapsolması buradaki yoğun biyoçeşitliliğin en temel sebeplerinden. 400 tür kuş, 3027 tür bitki, 161 tür amfibik ve sürüngen ile Monteverde araştırmacılar ve doğa severler için tam bir cennet. 

Tropik ormanların yaygın kuş türlerinden olan sinekkuşları rengarenk yanar döner tüyleri ile oldukça göz alıcı. Uzun gagaları ve dilleri çiçeklerin özünü içmelerini sağlıyor.

Rezervin en önemli özelliklerinden biri Guatemala’nın para birimine dahi ismini veren resmi kuşu küesal’ın (Resplendent quetzal – Pharomachrus mocinno) aslında bu ormanda ürüyor olması. Ne kadar büyük olursa olsun yeşil bir kuşu aynı rengin yüzlerce tonunu barındıran Monteverde’nin yoğun bitki örtüsü içerisinde bulmak hiç kolay değil. Aztekler ve Mayalar “gökyüzünün tanrısı” olarak adlandırdıkları bu kuşu kutsal addetmişler ve öldürülmesini yasaklamışlar. Ancak büyüleyici güzellikteki uzun yeşil tüyleri soyluların tören kıyafetlerini süslediği için kuşlar yakalanıp tüyleri koparılmış, iyiliği ve ışığı simgelediğine inanılan küesal daha sonra serbest bırakılmış.

Dünya üzerinde en çok korkulan canlılar listesinin ilk sıralarında yer alan tarantula (Megaphobema mesomelas) Monteverde’nin en yaygın ve bulunması en kolay türlerinden biri. Devasa boyutları ile tanınan dişi tarantula ilkel bir tür ve ağ örme yetisi yok. Çoğunlukla ağaç kökleri yakınlarında toprağı kazarak oluşturduğu tüneli andıran yuvasında yaşıyor ve burayı sadece karanlık çöktüğünde avlanmak ve çiftleşmek için terk ediyor. Sanılanın aksine saldırgan ve insan için tehlikeli bir tür değil. Tarantula köşeye sıkışmadığı sürece saldırmak yerine kaçmayı tercih ediyor. Yürüyüş parkurlarında ilerleken gözüm sürekli patika kenarındaki büyük deliklerde. Gündüz gözüyle tarantula görme ihtimalim düşük ancak yuva alanını tespit edebilirsem karanlık çöktükten sonra bu müthiş canlıyı görme fırsatı yakalayabilirim. Zira, neredeyse yumruğum büyüklüğündeki devasa örümcek yuva alanı civarından ayrılmayı pek sevmiyor.

İlkel bir tür olan tarantula ağ örmüyor, toprağa kazdığı tünellerde barınıyor. Gece avalanan tarantula yuva alanı civarından çok uzaklaşmıyor.

Monteverde’deki parkurlarda yer yer asma köprüler olsa da Kosta Rika’nın en yüksek asma köprülerinden bazıları Arenal Yanardağı eteklerindeki koruma alanı içerisinde yer alıyor. Bölgede bitki, böcek ve kuş türlerinin neredeyse %90’ı ormanın üst sınırına yakın alanda yaşadığı için – bugün turistik amaçla kullanılıyor olsa da – bazıları 50 metre yüksekliğe ulaşan asma köprüler aslında araştırmacıların keşfi. Ben de bu sayede normalde uzaktan görebildiğim bir çok canlıyı daha yakından gözlemleme fırsatı yakalıyorum.

Arenal Yanardağı’nın yükseldiği La Fortuna şehri “şanslı” anlamına gelen adını kayıtlardaki ilk büyük patlamanın yaşandığı 1968 yılında alıyor. Günler süren patlamada yanardağ tonlarca kaya, lav ve kül püskürtüyor. Dağın eteklerindeki tüm yerleşimler lav ve kül altında kalıp yüzlerce kişi hayatını kaybederken dağın doğu yakasındaki El Bario sıyrık dahi almadan yeni ismine hak kazanıyor. Bölgedeki volkanik toprak ve yüksek yağış miktarı nedeniyle La Fortuna civarındaki tarım alanları oldukça bereketli. Kosta Rika’nın meşhur kahvelerinin büyük bir kısmı bu bölgede yetişiyor. 

Bulut ormanında dolaşırken...

Normal 
 0 
 
 
 
 
 false 
 false 
 false 
 
 EN-US 
 JA 
 X-NONE 
 
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 
 
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
    
  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  
   
 
 /* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
	{mso-style-name:"Table Normal";
	mso-tstyle-rowband-size:0;
	mso-tstyle-colband-size:0;
	mso-style-noshow:yes;
	mso-style-priority:99;
	mso-style-parent:"";
	mso-padding-alt:0in 5.4pt 0in 5.4pt;
	mso-para-margin:0in;
	mso-para-margin-bottom:.0001pt;
	mso-pagination:widow-orphan;
	font-size:12.0pt;
	font-family:Cambria;
	mso-ascii-font-family:Cambria;
	mso-ascii-theme-font:minor-latin;
	mso-hansi-font-family:Cambria;
	mso-hansi-theme-font:minor-latin;}
 
   Arenal Yanardağı’nın kayıtlı ilk patlaması 1968 yılında. 1670 metre yüksekliği sahip yanardağ son olarak 2010 yılında faaliyete geçmiş.

Arenal Yanardağı’nın kayıtlı ilk patlaması 1968 yılında. 1670 metre yüksekliği sahip yanardağ son olarak 2010 yılında faaliyete geçmiş.

Kosta Rika, kahve ve muz üretimi ile tanınırlığının dışında, aslında dünyanın sayılı biyologlarının da ilgi odağında. Araştırmacıların bölgede çalışmalarını yürüttüğü en önemli merkezlerden biri olan La Selva Biyolojik Araştırma İstasyonu yaklaşık 1500 hektarlık koruma alanından oluşuyor. İstasyon yıl boyu yüz farklı üniveristeden üç yüzün üzerinde bilim insanına ev sahipliği yapıyor.

Tropik yağmur ormanı niteliğindeki La Selva özellikle karınca araştırmalarında öne çıkan bir alan. Yaklaşık 500 farklı karınca türüne ev sahipliği yapan istasyonda araştırma yapan bilim insanları bugüne kadar La Selva ile ilgili 2655 bilimsel makale yayınlamış. Bu kadar ufak bir alanda barındırdığı 1850 tür bitki, 350 tür ağaç, 448 tür kuş ve yüzün üzerinde memeli ile aynı zamanda önemli bir ekoturizm merkezi. Benim burada olmamın ise iki sebebi var: iki parmaklı tembel hayvan ve zehirli ok kurbağası.

Düşük irtifida yer alan tropik yağmur ormanlarında yaşayan zehirli ok kurbağalarının bir çok farklı türü ve renk varyasyonu bulunuyor. En yaygınlarından biri olan çilek zehirli ok kurbağası (strawberry poison dart frog – Dendrobates pumilio) düşmanlarına uyarı niteliğinde parlak kırmızı ve mavi renklere sahip olmasına rağmen 2,5 santimetrelik gövdesiyle yoğun bitki örtüsü içerisinde bulması zor bir tür. Bu renkli uyarıya kulak asmayıp zehirli ok kurbağasını yemeye çalışanları ise ciddi bir ders bekliyor. Menüsünde yer alan karınca, böcek ve akar gibi canlılardan elde ettiği alkaloidleri vücudundaki bezler sayesinde oldukça etkili bir zehire çeviriyor.

Menüsünde yer alan karınca, böcek ve akar gibi canlılardan elde ettiği alkaloidleri vücudundaki bezler sayesinde oldukça etkili bir zehire çeviren ok kurbağası, parlak renkleriyle düşmanlarını uyarıyor.

Zehirli ok kurbağalarını ararken gözüm sürekli yerde ancak bir yandan da ağaçlarda ve dallarda Orta ve Güney Amerika’ya özgü bir memeli türü olan tembel hayvanı görmeye çalışıyorum. Uzun süre ağaç dallarına asılı şekilde uyuyan ya da beslenen bu canlıyı hareket etmediği sürece tespit etmek son derece güç. Adından da anlaşılacağı üzere hareket etmek bu sempatik hayvanın en sevdiği iş değil. Kürkü kahverengi olsa da üzerinde büyüyen algler tembel hayvana yeşile çalan tonlar veriyor. Dünyanın en ağır kanlı memelisi olan tembel hayvan hayatının büyük bir bölümünü ağaç tepesinde ve baş aşağı asılı olarak geçiriyor. Yırtıcılara yem olmamak için hareketsiz kalmak ve kamufle olmasını sağlayan alglerle kaplı kürkü en önemli savunma mekanizmaları.

Dünyanın en ağır kanlı memelisi olan tembel hayvan hayatının büyük bir bölümünü ağaç tepesinde ve baş aşağı asılı olarak geçiriyor.

Tropik yağmur ormanlarını geride bırakıp Kosta Rika’nın en önemli sulak alanı olan Tortuguero Milli Parkı’na yol alıyorum. Buraya ulaşmak çok kolay değil, bölgede karayolu yok ve milli parkın büyük bölümü nehirlerden ve kanallardan oluşuyor. Tortguero’ya en yakın yerleşim olan Puerto Limon yakınlarındaki Moin’den yaklaşık iki buçuk saatlik bir tekne yolculuğu ile parka ulaşıyorum.

Ülkenin kuzey doğusunda yer alan milli parkın doğu sınırları Karayip Denizi’ne kadar uzanıyor. Parkın deniz ile buluştuğu noktada deniz kaplumbağalarına güvenli üreme alanı sunan 32 kilometrelik bir kumsal uzanıyor. Tortuguero barındırdığı farklı habitatlar ile gerçek bir kuş cenneti olsa da asıl önemli özelliği bu kumsalda üreyen yeşil, deri sırtlı ve şahin gagalı deniz kaplumbağaları. Tortuguero, “kaplumbağa diyarı” anlamındaki ismini sonuna kadar hak ediyor.

Tortuguero yılın her ayı yağış alan bir bölge. Kosta Rika’nın kurak sezonunda dahi burada günde en az bir kaç saat sağanak yağmur yağıyor. Ancak Karayipler’den gelen nemli havanın yükünü en yoğun boşalttığı yağışlı sezon kaplumbağaların da tercih ettiği yumurtlama dönemi. Yeşil kaplumbağalar (green sea turtle – Chelonia mydas) ve şahin gagalı kaplumbağalar (hawkbill turtle – Eretmochelys imbricata) temmuz ve ekim ayları arasında yumurtlarken deri sırtlı kaplumbağalar (leatherback turtle – Dermochelys coriacea) daha çok şubat ve nisan ayları arasında bu sahilleri ziyaret ediyor. Eskiden yumurtaları için kazılıp yok edilen yuva alanları günümüzde çok sıkı korunuyor. Başarılı ekoturizm projeleri sayesinde bu canlıların en sıkı koruyucuları da eskiden yasadışı yollarla yumurtaları toplayıp kaplumbağaları yakalayan kaçak avcılar. Artık binlerce turistin ziyaret ettiği Tortuguero’da kaplumbağaların canlısı ölüsünden daha değerli.

Hızlanmasını sağlayan kuvvetli bacaklara, yüzey alanını arttıran uzun parmaklara sahip olan basilisk kertenkelesi bu özellikleri sayesinde kısa mesafeli koşularda suyun üzerinde kalabiliyor. Suda yürüyebilen bu ilginç türün diğer adı “İsa kertenkelesi”.

Tortuguero'da böceklerden korunmaya çalışırken...

Tortuguero’da Kosta Rika’nın diğer parklarında görmeye alıştığım şekilde yürüyüş parkurları yok. Parkın kumsal bölgesi dışında neredeyse tamamı kanallardan oluşuyor. Burada gezmenin tek yolu motorlu bot veya kano kiralamak. Kanallarda tek başıma yolumu bulmam mümkün olmayacağı için konakladığım kamp, Tortuguero kasabasından rehberlik yapacak bir tekne sahibi ayarlıyor.

Tortuguero’nun yerlileri çok bilgili, rehberim tüm kanalları avucunun içi gibi biliyor. Ancak sadece yol bulma konusunda değil, hayvan bulma ve tanımlama konusunda da son derece yetenekli. Av arayan timsahları, hedef türlerim arasında olan yalıçapkını ve balıkçıl türlerini, su üzerinde koşma kabiliyeti sayesinde İsa kertenkelesi olarak adlandırılan basilisk kertenkelesini (Basiliscus plumifrons) ve daha pek çok türü eliyle koymuş gibi buluyor.

Tortuguero’da aramak zorunda kalmadığımız ve hemen her köşede karşımıza çıkan iki tür var: yeşil iguana (Iguana iguana) ve mantolu uluyan maymun (mantled howler monkey – Alouatta palliata).

Otobur bir canlı olan yeşil iguana çok yaygın bir tür. Tortuguero’da su kenarındaki ağaçların dibinde veya suya sarkan dalların üzerinde bazen üç dört tanesini bir arada görmek mümkün.

Devasa boyutları ve sinirli yüz ifadesine rağmen yeşil iguana otobur ve son derece sakin, hatta kimi zaman ürkek bir canlı. Tortuguero’da su kenarındaki ağaçların dibinde veya suya sarkan dalların üzerinde bazen üç dört tanesini bir arada görmek mümkün. Uluyan maymun ise ismiyle müsemma, ses ile iletişim kuran oldukça sosyal bir maymun türü. Özellikle erkek maymunlar ormanın içinde yankılanan ve yaklaşık 5 kilometre mesafeden duyulabilen çok şiddetli, ulumaya benzer sesler çıkartıyor. Bu uluma hem gruptaki diğer bireylerle iletişim için, hem de farklı ailelere bölgelerini belli etmek için kullanılıyor.

Sadece 51 bin kilometrekarelik yüzölçümüne sahip bu ülke dünya biyoçeşitliliğinin %4’ünü barındırıyor. Ülkenin dörtte biri resmi koruma statüsüne sahipken özel sektörün ve arazi sahiplerinin de katkılarıyla Kosta Rika’nın neredeyse yarısı koruma altında ve ekoturizme hizmet ediyor. “Zengin Kıyılar” anlamına gelen Kosta Rika’da gezdiğim süre boyunca muhteşem doğaya sahip ülkenin sloganı hep kulaklarımda çınlıyor: “Pura vida”, yani “saf yaşam”… 

Kahverengi çeneli tukan (Ramphastos swainsonii) Orta Amerika’nın en büyük tukan türü. Kısa mesafeli uçuşlar yapan bu kuş küçük gruplar oluşturup ormanlık alanlarda meyve ile besleniyor.

Yere pek inmeyen kahverengi sarmaşık yılanı (Oxybelis aeneus) favori besini olan kertenkeleleri ararken ağaç dalları ve yoğun çalılıkları kullanıyor.

Sosyal canlılar olan kapuçin maymunları çoğuluğunu dişilerin oluşturduğu ortalama 15 bireylik gruplar halinde yaşıyor. Kapuçinler, aile içinde sesle iletişim kuran son derece gürültücü canlılar

Cam kanatlı kelebekler Kosta Rika doğasının en nadide türlerinden

Amerika kıtasının en zehirli yılan türlerinden olan Kirpikli Engerek müthiş kamuflaj yeteneği sayesinden fark edilmesi güç bir tür

Kosta Rika’nın diğer kurbağalarına göre oldukça büyük olan kırmızı gözlü ağaç kurbağası (Agalychnis callidryas) uyarıcı parlak renklere sahip olsa da zehirsiz bir tür. 

Arenal'in asma köprüleri...